Deyimler

Afyonu Patlamak

Osmanlı zamanında Ramazan aylarında halk kısmından kimseler, gün içerisinde esrar kullanamadıkları için sahur vakti şu anki "gripin"e benzeyen bir kapsül ile bu esrarları yutarlar. Kapsül, vücut sıcaklığı ve mide asidiyle ancak 2-3 saat içerisinde çözülür ve tabir-i caiz ise patlar. Hoşluk ve mutluluk bu patlamadan sonra gerçekleşir. bu durum, halk tarafından bir teşbih ile genel akışa yansıtılarak, sabah kalkılıp da zihnin kendine gelinceye kadarki sürecindeki asabiyet haline afyonu patlamamış tabirini yakıştırır.

Oruç sebebi ile afyon alamayan kişi sahur vakti üç afyon kağıdı hazırlar. Birinci kağıt tek katlıdır ve mide asidinden dolayı 3 saat dayanır ve kağıt parçalanır. İkinci kağıt ise çift katlıdır. Bu da 6 saat kadar mideye dayanabilir. Son kağıt ise 3 katlı olup mide asidine 9 saat dayanmaktadır. 

Oruç tutulurken midede açılan birinci afyon kafayı güzel yapar ve onu öğle vaktine kadar idare ederken ikinci afyon patlar bunu 3. afyon takip eder.

Şehadet Şerbeti

Osmanlı döneminde savaşlarda yaralanan ancak yarası ağır ve kurtarılma imkanı olmayan askerlere, hekim(doktor) yanında taşıdığı ve “Hekim Matarası” denilen mataradan son anlarında ağzı tatlansın diye şerbet verirmiş. Bu sebepten içenler de öleceğini anlarmış ve şerbete de Şehadet(ölüm) şerbeti derlermiş.

Bu şerbeti sıradan şerbetlerden ayıran ve özel kılan iki şey vardı. Birincisi şerbetin zemzem suyu ile hazırlanması. İkincisi ise sadece ölmeden önce içilmesi.

İşte o günden beri şehit olduğunu duyduğumuz veya şehadete yürüyen birini anlattığımız sırada “Şehadet Şerbeti” içti deyimini kullanıyoruz.

İki Dirhem Bir Çekirdek

Keçiboynuzu çekirdeklerinin hepsi aynı ağırlıkta imiş. O nedenle eskiden ağırlık ölçüsü olarak kullanılırmış. 4 çekirdek "bir dirhem" edermiş. Satıcı iki dirhemlik birşey satarken müşteri itibarlı ise 1 çekirdek de kendinden eklermiş. "İki dirhem bir çekirdek" ordan gelirmiş.